Bu Yazı Actual Medicine Haziran 2001 sayısında yayınlanmıştır.
Doç. Dr. Serhat BOR
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı. İzmir.
     

Normalde özofagus içinde toplamı günde 60 dakikayı bulan, çoğu kere kısa süreli asit reflüleri bulunabilir ve buna fizyolojik reflü ismi verilir. Asit-peptik mide sıvısı, safra, pankreas sıvılarının özofagus içine kaçışı sonucu ortaya çıkan semptomlar bütününe gastroözofageal reflü hastalığı (GÖRH) denilir. Reflü özofajit ise GÖRH olgularının az bir kısmında ortaya çıkan histopatolojik değişikliklerin de eşlik ettiği klinik tablodur. Yani hastalık fizyolojik reflüden ciddi komplikasyonlara kadar uzanan geniş bir spektrumu içerir (Şekil 1).

Reflü spektrumu
Büyütmek için şekile tıklayınız!
GÖRH tanı, tedavi ve izleminin Gastroenterolojinin koordinasyonunda Patoloji, G.Cerrahi, KBB (Laringofaringal reflü), Göğüs hastalıkları (Pulmoner reflü), Çocuk Hastalıkları ve Çocuk Cerrahisi grupları tarafından ve tercihen merkezi bir manometri, pHmetri laboratuarı ile yürütülmesi en mantıklı yaklaşımdır.

PREVALANS ve İNSİDANS:

Hastalık özellikle gelişmiş ülkelerde çok sıktır. Örneğin ABD'de tıbbın en yaygın kronik hastalığı olarak kabul edilmektedir. Bu çok iddialı görüşün altında prevalans çalışmaları vardır. Tanıda altın standart olmadığından hastalığın gerçek prevalansını saptamak zordur. Pirozis epidemiyolojik çalışmalarda gastroözofageal reflü hastalığının (GÖRH) klasik semptomu olarak kullanılmaktadır. İsveç'te 377 erişkinde sıklığı %21 olarak bildirilmiştir. ABD'de ev kadınlarının %29.1'inde ayda bir, 335 hastane çalışanında ise %7'sinin günde bir, %35'inin ayda bir, pirozis yakınması olduğu belirtilmektedir. İlginç bir çalışma tüm klasik kitaplarda yer alan Gallup çalışmasıdır. Bu çalışma ciddi, hakemli bir bilimsel dergide basılmamıştır. Tarafımdan yapılan değişik yazışmalarda da ABD Gallup firması "ellerinde böyle bir dosyanın bulunmadığı" yanıtını vermiştir. Nitekim Mayo Kliniğin bir yayınında bu çalışmanın hiçbir zaman basılmadığı ve metodolojisinin bilinmediği vurgulanmaktadır. Yani prevalans çalışmalarında öyle eksikler vardır ki klasik kitaplar dahi doğru düzgün basılmamış verileri kullanmaktadır. Bilinen en kapsamlı iki çalışma Mayo Klinik tarafından Olmsted County'de ve DIGEST grubu tarafından 10 gelişmiş ülkede yapılmıştır. Mayo klinik çalışmasında haftada bir veya daha sık pirozis %17.8. regürjitasyon %6.5 oranında bulunmuştur. GÖRH pirozis veya regürjitasyondan en az birinin haftada bir veya daha sık olması şeklinde tanımlandığında toplum tabanlı prevalans %19.8 olmaktadır. İnsidans konusu daha da ilginçtir. Tarafımdan yapılan tüm literatür çalışmaları olumsuz sonuç vermiş olup basılmış ciddi bir insidens çalışması yoktur. 1976'da konunun önden gelen isimlerinden Castell tarafındn yayınlanan ve başlığı "Symptomatic gastroesophageal reflux: incidence and precipitating factors" olan çalışma dikkatle okunduğunda insidense HİÇ yer vermediği kısıtlı bir prevalans çalışması olduğu göze çarpmaktadır. Bunun dışında sadece eski bir ülseröz özofajit kökenli insidens çalışması var olup, yıllık 5/100.000 olarak rapor etmiştir.

ÜLKEMİZDE GÖRH PREVALANSI:

Ülkemizde bu konuda iki yayın vardır. İstanbul ÜTF F Mungan ve ark. beş merkezde yaptıkları nonrandomize çalışmada % 43.6'sında seyrek, % 22.6'sında sık ve % 3.1'inde devamlı reflü olduğu görülmüştür. İzmir'de tarafımızdan yapılan bir çalışmada Mayo Klinik soru formu kullanılmış olup erişkinlerde haftalık pirozis sıklığı %10, regürjitasyon %15,6 ve hastalık %20 gibi ABD'e eşit oranda saptanmıştır. Çalışmadan çıkarılabilecek ilginç birsonuç hastalığın ülkemizde daha çok regürjitasyon ile ABD ve diğer gelişmiş ülkelerde ise pirozis ile ortaya çıkmasıdır. Aynı popülasyonda C13 üre nefes testinde %74 oranında H. pilori pozitifliği varlığı ortaya koyulduğundan semptom farklılığının nedeninin bununla açıklanabileceği speküle edilebilir. H. pilori oluşturduğu korpus gastriti ile asit sekresyonunu azaltır ve sonuçta reflü olan materyalin daha az asidik olmasına neden olabilir. Kişiler regürjitasyonu daha rahat hissederken yanma hissi fazla oluşamayabilir. Çalışmamızın ortaya koyduğu bir başka ilginç veri reflüye eşlik eden semptomlar yönündedir (Tablo 1).

TABLO 1: GÖRH İLE İLİŞKİLİ SEMPTOMLAR
  Menderes (Ege ÜTF) Olmsted (Mayo Clinic)
Semptom GÖRH (+) % GÖRH (-) % GÖRH (+) % GÖRH (-) %
Disfaji 35,7 7,9* 29,4 13,5*
Mide veya karın ağrısı 69,8 38,3* 20,8 10,6*
Kalp dışı göğüs ağrısı 44,4 18,7* 37 23,1*
Odinofaji 10,3 2,4*    
Globus 23,8 8,1* 14,2 10,6*
Geğirme 24,6 13,8*    
Bulantı 11,8 6,3*    
Hıçkırık 9,5 2,4*    
Öksürük 19,8 10,3*    
Ses kısıklığı 28,6 13,1*    
Astım 0,8 2,2 11,6 9,3*

Serimizde patolojik reflü tanımlayan (haftada bir veya daha sık pirozis ve/veya regürjitasyon) olgların %70'i, Mayo serisinde ise sadece %20'si eşlik eden dispeptik semptom tanımlamaktadır. Burada belki kültürel (persepsiyonel) faktörler söz konusudur belki de yukarıda belirtilen yüksek H. pilori varlığı suçlanabilir. Pratikte ülkemizde GÖRH hastaları hekime pirozis veya regürjitasyon tanımlamak yerine midelerinin ağrıdığını belirtmektedirler ve bu da yanlış tanı ve tedaviye neden olmaktadır. Bunun nedenleri şöyle özetlenebilir:

  1. Dilimizde heartburn (pirozis) karşılığı bir türkçe kelime yoktur. Bu nedenle hasta buna en yakın bildiği kelime olan gastrit veya mide ağrısı deyimini kullanmaktadır. Yemek borusunun bilinen ve tanınan bir organ olmayışı da buna katkıda bulunmaktadır.
  2. Hekimler üst sindirim sistemi yakınmaları ile gelen olgulara pirozis veya regürjitasyon varlığını çoğu kere sormamaktadır.
  3. GÖRH'a gereken önem verilmemektedir. Çoğu kere Tıp Fakültelerinde nadir görülen sendromlar kadar anlatılmaktadır.
  4. Belki de Helikobakter pilorinin çok sık oluşu nedeniyle GÖRH olgularında dispepsi yaygındır. Yukarıda belirtildiği gibi GÖRH ile birlikte dispepsi sıklığı %70 bulunmuştur. Bu da karışıklığa neden olmaktadır.

Gelişmiş ülkelerde 2000'li yılların GÖRH ve irritabl barsak sendromu yılları olacağı belirtilmektedir. Ülkemizde de batı tarzı yaşam ve yemek alışkanlıklarının yaygınlaşması nedeniyle hastalığın sıklığının artacağı varsayılabilir.
Ülkemizde hiçbir insidens çalışması yoktur. Ege ÜTF Hastanesi çalışanlarında başlatılan insidens çalışmasının sonuçlanması yıllar alacaktır.

1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 Beğeni 0.00 (0 Oy)