Ülkemizde erişkin nüfusun %23'ünü etkilediği bilimsel olarak ve tarafımızdan gösterilmiş bir hastalık hakkında doğru bilgilendirme çok önemliydi. Bu konuda internetteki bilgi sayfaları ikiye ayrılabilir. İlk grup konunun bilim yönüyle ilgilenip olabildiğince hastaların kaygılarını yok etmeye çalışırken ikinci grup daha çok "film" yönüyle ilgilenmekte ve korkuları kazanca çevirmeye çalışmakta. Bu reflü kaynağı, sayfası uzun yıllardır halkımıza, az da olsa hekimlerimize hizmet veriyor.

Binlerce kişi tarafından okundu. Çoğu kere olumlu eleştiriler aldık ve olabildiğince güncellemeye çalıştık. Tek amacımız bilimsel doğruyu anlatmak. Bunu da olabildiğince halkımızın anlayabildiği bir dilde yerine getirmeye çalıştık. Sayfalarımızda yolculuğa çıkmadan önce aşağıdaki genel bilgilendirme yazısını okumanızı öneririz. Sonrası kolay gelsin! Fakat unutmayın yıllarını reflü hastalığına vermiş ve yılda 900 yeni reflü hastası gören bir kliniğin ve Ege Reflü Çalışma Grubu gibi ülkenin en büyük ve ciddi çalışma grubunun koordinatörü, üyesi olarak en büyük sorunumuzun korkular ve psikiyatrik sorunlar olduğunu öğrendik. Sağlıklı günlere !
Saygılarımızla.


Ülkemizde reflü hastalığının sosyal boyutu iki yönüyle incelenebilir. Önemli bir grup için hastalık hiç bilinmemektedir, adı duyulmamıştır. Bunun nedenleri;

  1. Dilimizde göğüste reflüye bağlı yanma yani heartburn (pirozis) karşılığı bir türkçe kelime yoktur. Bu nedenle hasta buna en yakın bildiği kelime olan gastrit veya mide, ekşimesi, yanması, ağrısı deyimini kullanmaktadır. Yemek borusunun bilinen ve tanınan bir organ olmayışı da buna katkıda bulunmaktadır.
  2. Bazı hekimler üst sindirim sistemi yakınmaları ile gelen olgulara reflü yakınmalarını sormamaktadır.
  3. "Gastrit" tüm üst sindirim sistemi hastalıklarının ortak ismi olarak adlandırılmaktadır.
  4. Bazı birinci basamak hekimleri reflü tanısında sofistike incelemelerin gerekli olduğunu düşünmektedirler.
  5. Reflü hastalığında gereken önem verilmemektedir. Çoğu kere Tıp Fakültelerinde nadir görülen hastalıklar kadar anlatılmaktadır.
  6. Belki de Helikobakter pilori denilen mikrobun çok sık oluşu nedeniyle reflü olgularında mide sorunları yaygındır. Bu da karışıklığa neden olmaktadır.

Özellikle son yıllarda ve büyük şehirlerde gittikçe artan bir grup hasta için ise genellikle ortada çok büyük, korkutucu ve kansere giden ciddi bir hastalık vardır. Reflü gidişinde kanser riski çok düşük olmasına karşın hastaların sürekli korkutulmalarının ardında iki neden olabilir:

  1. Bilgisizlik: Barrett riskinin düşüklüğüne hatta Barrett bulunan olgularda dahi malinite riski çok az olmasına karşın hekimin bunu bilmemesi ve hastaya abartılı aktarması
  2. Kötüye kullanım: Hastalara sürekli ve gereksiz endoskopiler yapılması, Barrett olmayan olgulara dahi yanlış Barrett tanıları koyulması, gereksiz operasyon önerileriyle Barretin kansere gitmesinin veya reflü zemininde kanser olmamak için ameliyat olunması gerektiği vs bu grupta sayılabilir. Özellikle internet zeminli dejenere, bilim dışı yayınlar buna katkıda bulunmaktadır. Bu davranış şekli olasılıkla ekonomik kaygılardan ve dejenerasyondan kaynaklanmaktadır ve mesleğimiz adına utanç verici, küçük fakat etkili birkaç hekimi kapsar.

Aslında reflü olgularının kanser korkularının ve doktora başvurularının da az olduğu bildirilmektedir. Reflü veya mide yakınmaları ile ilk kez doktora başvuran hastaların %75'i yakınmalarının ardında ölümcül veya ciddi bir sorun olduğunu düşünmektedir. Yani aslında neredeyse masum olan bu hastalık hastaları korkutarak suistimale zemin hazırlamaktadır. Ayrıca bir çalışmada reflü yakınması bulunanların sadece %5'inin bir yıl içerisinde doktora başvurduğu belirtilmiştir. Bunun nedenleri şöyle özetlenebilir:

  1. Semptomların bir hastalık olduğunun bilincine varılmaması, hayatın doğal bir parçası olarak kabul edilmesi (özellikle gebelerde daha da belirgindir)
  2. Eczaneden alınan, doktora gidilmesi gerekmeyen ilaçlarla (antiasitler) kolayca tedavi edilebilmesi
  3. Yakınmaların yeterince ciddi olmaması.

Gelişmiş ülkelerde 2000'li yılların reflü ve irritabl barsak sendromu yılları olacağı belirtilmektedir. Ülkemizde de batı tarzı yaşam ve yemek alışkanlıklarının yaygınlaşması nedeniyle hastalığın sıklığının artacağı varsayılabilir.

1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 Beğeni 1.50 (19 Oy)