Reflü hakkında her şey - 3 (02 Haziran 2005)

Reflü ve Kanser İlişkisi
"AMELİYAT OLMAZSAN KANSER RİSKİN VAR" DEMEK HİÇ DOĞRU DEĞİL

E.Ü. Hastanesi Reflü Çalışma Grubu Koordinatörü Prof. Dr. Serhat Bor: "Bazı doktorlar hastaları çok korkutuyor. Oysa reflünün ileride kansere dönüşme olasılığı 10 binde 3'ü geçmez"

Ege Üniversitesi Hastanesi Reflü Çalışma Grubu Koordinatörü Profesör Doktor Serhat Bor, "Hastalara 'Ameliyat olmazsan kanser olursun' diyen doktorlar var maalesef. Ama bu doğru değil" dedi.

- Reflü kansere yol açar mı?

Hastaların bize en çok sorduğu soruların başında bu geliyor. Çünkü bazı doktorlar reflü hastalarını çok korkutuyor. Üzülerek söylüyorum ki bazıları bunu bilinçli yapıyorlar. Özellikle İstanbul'da ciddi bir sorun. Bu hastaların büyük çoğunluğuna reflünün kansere dönüşeceği ve bu nedenle ameliyat olmaları gerektiği vurgulanıyor ama bu doğru değil. Düşünebiliyor musunuz 12 yaşındaki çocuğa bile aynı şeyi söylemişler. Oysa reflünün ileride kansere dönüşme olasılığı 10 binde 3'ü geçmez.

- Reflü ameliyatı kanser riskini sıfıra mı indiriyor da bunu söylüyorlar?

İki şey çok açık: Kanser toplumun en büyük korku aracı ve reflü ameliyatı eğer olacaksa kanseri engellemez. Engellemediği halde "Gel ameliyat yapalım, kanser olma" diyorlar. Bu çok yanlış. Ege Bölgesi'nde hekimlerde böyle bir dejenerasyon yok. Bu nedenle bölgede yaşayan insanlar çok şanslı. Ege'de son derece aklı başında, hastayı suistimal etmeyen hekimlerimiz var.

- Hastalığın kanserden şüphe ettirecek bulguları var mı?

Reflünün kanser bulguları var. En önemlisi yutma güçlüğü. Hasta lokmaları suyla iterek zorlukla geçirebiliyor. Yutarken yemek borusunda ağrı olması, kilo kaybı, kansızlık, gece uykudan uyandıran ağrılar varsa biz bunlara alarm bulguları diyoruz. Bu durumda endoskopi yapılması gerekir. Ama bu saydığımız şikayetler yoksa endoskopi yapmaya çoğu kez gerek kalmıyor. Beş kez endoskopi yapılmış hasta geliyor bize. Hiç gerek yok.

- Endoskopi kanser riskini açıkça ortaya koyuyor mu?

Şöyle söyleyeyim: Bir kadının meme kanseri olup olmayacağını anlamak için mammografi yapılır ve belli aralarla tekrar edilir. Ama endoskopi böyle değil. 30 ya da 40 yaşında yapılan tek bir endoskopi ile bir insana büyük rahatlıkla kanser olup olmayacağını söyleyebiliriz. Eğer sonuç olumluysa hastaya deriz ki "Rahat et kardeşim, kanser riskin yok". 50 yaşını geçmiş veya 5 yıldan uzun süredir reflüsü olan hastalarla, alarm bulguları olan hastalara endoskopi yapılmalıdır.
Önemli olan bir nokta yakınmaların şiddeti ile kanser riski arasında bir ilişki olmaması. Bazen hastalarımız "Çok şikayetim var, bunun sonu kanser" diye geliyorlar. Doğru değil. Aslında reflüde kansere yol açabilecek bulgular ortaya çıktığında yakınmalar azalır, artmaz.

- Reflü tedavi edilmezse ne olur?

Tedavi edilmemesi mümkün değil. Çünkü hasta çok rahatsız olur. O kadar kötü yakar ki insanlar bir çare arayışına mutlaka girer. Ama bir grup da doktora falan gitmeden kendi kendine teşhis koymaya çalışıyor. Komşunun ilacını kullanmaya toplum olarak bayılıyoruz. Oysa reflü uzun süreli ve çok güçlü bir tedavi ister. Komşunun tavsiyesiyle olacak bir iş değil. Bir de hastaların reflü hakkındaki bilgileri yetersiz. Bu onların suçu değil. Çünkü yeni yeni tanınan bir hastalık. 10 yıldır reflü yaşayan ama farkında olmayan hastalar var.

- Yatak başı yükseltilmesi gibi önlemler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Özellikle gece reflüsü olan hastalarda olumlu etki yaratıyor. Hastanın başını yastıkla yükseltmek bir işe yaramıyor. Çoğunlukla yatağın baş kısmının altına takoz koyarak yapılıyor. Ancak bu işe de reflüsü olmayan eşler bozuluyor!

- Reflüyü kansere dönüştüren nedir?

Reflüyü kansere götüren barrett diye bir konu var. Yemek borusu alt ucunda hücrelerde değişiklik ortaya çıkması. Türkiye'de barrett sıklığı yurt dışındakinin 10'da 1'i civarında. Türkiye'de barrett ve ülserlerle birlikte giden şiddetli reflü çok daha nadir. Ülkemizde reflü hastalığı kansere gitmeyen formlarda daha çok. Yurtdışı yayınlarını okuyan doktorlar bu verilere bakarak halkı daha çok korkutuyorlar. Ama bu arada kendi ülkesinin gerçeğini ihmal ediyorlar.

- Ülkemizde reflü hastalığının daha hafif formlarının görülmesini neye bağlıyorsunuz?

Bunun nedeni midemizdeki mikrop helikobakter. Bu mikrop midede gastrit yapar. Hastalık midede iltihap oluşumuna neden olur ve iltihap olunca asit azalır. Bu nedenle Türk halkında da mideden yemek borusuna sıvı kaçar ama Amerikalı'daki gibi değil. Bu nedenle Amerika'da reflü demek yanma demektir. Türkiye'de reflü yanmadan çok ağzın içine acı ekşi su gelmesi şeklinde olur. O yüzden Türkiye'de vakalar daha hafif. Bu teoriyi grubumuz tarafından yapılan bir çalışmanın sonucu olarak American Journal of Gastroenterology'de yayınladık.

Türkiye'nin tek merkezi Ege'de

Ege Üniversitesi Hastanesi tüm Türkiye'de resmi Reflü Çalışma Grubu'na sahip tek merkez. Diğer hastanelerde de resmi olmayan merkezler bulunmakla birlikte 3 yıldır faaliyette olan çalışma grubu aktif ve sistematik çalışmalarıyla tüm Türkiye'ye örnek oluyor. Türkiye'nin tek resmi reflü polikliniği de yine ilk kez Ege Üniversitesi'nde kurulmuş.
2002 yılının kasım ayında faaliyetlerine başlayan Reflü Çalışma Grubu'nda gastroenteroloji, göğüs hastalıkları, kulak- burun- boğaz, kardiyoloji, genel cerrahi, diş hekimliği, halk sağlığı, pediatrik gastroenteroloji, pediatrik solunum hastalıkları, çocuk cerrahisi, psikiyatri ve patoloji uzmanlarından oluşan grup reflü üzerinde aktif çalışmalar yapıyor. Bu uzmanlardan oluşan konsey her hafta toplanarak belli hastaların durumunu ve tedavisini tüm ayrıntılarıyla ele alarak tedavi planlaması yapıyor.
Grubun koordinatörü Profesör Doktor Serhat Bor "Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi reflü konusunda çok özel bir yer. Türkiye'de tek, dünyada da çok az sayıda olan Reflü Çalışma Grubu'na sahip olmaktan dolayı gururluyuz" diyor.
Reflünün midedeki asidin yemek borusu içine kaçıp tahribat yapmasıyla oluşan bir hastalık olduğunu belirten Bor, yılda 800- 900 hastaya poliklinik hizmeti verdiklerini belirtti.

Endoskopi uzmanına görün!

Reflü zemininde yemek borusu hücrelerinin sürekli asitle karşılaşmaktan yorulup şekil değiştirmeleri sonucu bu bölgede barrett oluşabilir. Bu sorun yemek borusu alt ucundan başlar.
Hücrelerdeki bu değişim kanser riski taşıdığından önem taşır ve izlenmelidir. Ülkemizde Barrett oldukça nadir görülür. Zaten Barrett olması hastanın yüzde yüz kanser olacağı anlamına da gelmez. Bu nedenle tanı konduğundan hastalarımıza endişeye kapılmamalarını tavsiye ediyoruz. Bunun yerine küçük bir risk olduğunu bilerek konuyu iyi bilen bir endoskopi uzmanı tarafından izlenmeleri en doğru yaklaşım.

Reflüyü bunlar azdırıyor!

  • Çikolata
  • Portakal suyu
  • Domates suyu
  • Baklava
  • Pizza
  • Neskafe
  • Aşırı sıcak içecekler
  • Kola, soda gibi asitli içecekler
  • Kızartmalar
  • Baharatlar
1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 Beğeni 0.00 (0 Oy)